Böbrek Kanseri

Böbrek Kanseri

Böbrekler, insan vücudunda 2 adet büyük bir fasülyeye benzeyen belimizin her iki yanında bulunan ve kanı süzerek idrar üreten organlarımızdır. Bu süzme işlemi ortalama bir insanda günlük 180 litre civarındadır. Bu miktardaki kan her gün böbreklerimizden geçerek vücut için zararlı olan maddelerin idrar yoluyla vücuttan atılması sağlar.

Böbreklerin yapısı ve fonksiyonu nedir?

Böbrekler, insan vücudunda 2 adet büyük bir fasülyeye benzeyen belimizin her iki yanında bulunan ve kanı süzerek idrar üreten organlarımızdır. Bu süzme işlemi ortalama bir insanda günlük 180 litre civarındadır. Bu miktardaki kan her gün böbreklerimizden geçerek vücut için zararlı olan maddelerin idrar yoluyla vücuttan atılması sağlar. Dolayısıyla herbir böbrekte, böbreğe kan getiren bir atardamar, kanı tekrar ana damarlara ve vücuda dönmesini sağlayan bir toplar damar ve süzülen idrarın idrar torbasına taşınması için bir idrar kanalı bulunur.

Böbrek kanseri nedir?

Böbrek KanseriHer bir böbrekte yaklaşık 2 milyon tane hücre bulunur ve bunlar normal şartlar altında artıp-azalmazlar. Ancak diğer organların kanserlerinde olduğu gibi, böbrekte bu hücrelerde herhangi bir sebeple anormal bir çoğalma meydana gelir ve burada bir kitle oluşur. Bu hücreler normal böbrek hücrelerinden farklıdır ve giderek çoğalırlar, önce kitlesel olarak büyür daha sonra da böbreğin çevre organlarına veya kan yoluyla vücudun diğer organlarına yerleşerek o organlarda da kanser oluştururlar. Bu duruma yayılma ya da metastaz adı verilir. Yayılma olduğu durumda artık böbrek kanserinin tedavisi için çok geç kalınmış demektir, çünkü bu kanserler ne ışın tedavisi (Radyoterapi) ne de ilaç tedavisi (Kemoterapi) ile tedavi edilemez. Dolayısıyla böbrek kanserinin erken teşhis edilmesi ve doğru tedavisi hayat kurtarır.

Böbrekte çok çeşitli hücre ve yapılar vardır (böbrek hücresi, kan damar hücereleri, sinir hücreleri, yağ hücreleri, idrar kanal hücreleri vb.) ve böbrekte bu hücre yapılarından herhangi birinden kanser gelişebilir. Gelişen kanser köken aldığı hücreye göre adlandırılır. Böbrek kanserlerinin %90 dan fazlası böbrek hücrelerinden köken alır ve Böbrek Hücreli Kanser (Renal Cell Carcinoma) adı verilir. Bunun dışında ikinci sırada idrar kanal hücrelerine ait Değişici Epitel Hücreli Kanser (Transizyonel Cell Carcinoma) yer alır. Bu kanser aslında idrar torbasında yaygın olarak görülen kanserdir ve bazen böbrekte de ortaya çıkabilir.

Böbrek hücrelerinin neden anormal şekilde çoğaldığı ve bunu neyin tetiklediği hala netlik kazanmamıştır. Ancak kanser teşhisi konulmuş binlerce hastanın ortak verilerine dayanılarak bazı risk faktörleri belirlenmiştir. Bu risk faktörlerini taşımak kanser gelişeceğini göstermediği gibi taşımamak da kanser olmayacağını garanti ettirmez. Böbrek kanseri genellikle 40 yaşın üzerinde görülen bir kanser tipidir. Bunun dışında sayılan risk faktörleri aşağıdaki gibidir.

⁃ Sigara içenlerde içmeyenlere oranla risk 2 kat fazladır
⁃ Erkeklerde 2 kat daha fazla gözükür.
⁃ Şişmanlık riski arttırır
⁃ Bazı ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımı riski arttırır
⁃ Uzun süre diyalize girmek riski 4 kat arttırır
⁃ Ailede bulunan bazı genetik hastalıklar riski arttırır
⁃ Ailede, özellikle kardeşlerde böbrek kanseri hikayesi olması
⁃ Asbestoz, kadmiyum, benzen, bazı tarım ilaçları gibi belli başlı kimyasallara maruz kalmak riski arttırır

Böbrekteki Kitleler: Kist mi, Kanser mi?

Böbrekte görülen kitlelerin bir kısmı sıvı içerikli “kist” yapısında olabilirken, diğer kısmı doku kıvamında oluşumlar şeklindedir. Toplumda en sık rastlanan “basit kist” yapıları genellikle zararsızdır, kansere dönüşme riskleri yoktur ve tedavi gerektirmez. Ancak “komplike kist” olarak adlandırılan kistlerde, mevcut durumda kanser hücresi barındırma ya da zamanla kansere dönüşme olasılığı vardır.

Doku kıvamında olan kitleler ise oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu oluşumların bir kısmı iyi huylu olsa da, büyük bir kısmı kötü huylu tümörler, yani böbrek kanserleri olabilir. En önemli sorun, ultrason, tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi yöntemlerle bu oluşumların iyi mi kötü mü olduğunun kesin olarak ayırt edilememesidir. Görüntüleme yöntemleri ile ancak az sayıdaki kitle hakkında kesin yorum yapılabilir. Geri kalan olgularda, görüntüleme ile ayırt edilemeyen kitleler kötü huylu kabul edilerek tedavi planlanır.

Böbrek Kanserlerinin Belirtileri

Ne yazık ki böbrek kanserleri erken evrelerde genellikle belirti vermez. Belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğunlukla ileri safhadadır ve başka organlara yayılmış olabilir. Önceki yıllarda birçok hasta bu geç evrede tanı alırken, günümüzde ultrasonografinin yaygın kullanımı ve sağlık kontrollerinin artması nedeniyle, böbrek kanserlerinin büyük bir bölümü tesadüfen saptanmaktadır. Günümüzde tanı alan vakaların çoğu herhangi bir şikayete yol açmamış ve farklı bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tespit edilmiştir.

Buna karşın, idrarda kanama, alt karın veya yan bölgede şişlik hissi, iştahsızlık, geçmeyen yan ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, nedeni bulunamayan ateş, halsizlik, kansızlık ve bacaklarda ödem gibi belirtiler, böbrek kanseri açısından değerlendirme gerektiren önemli klinik bulgulardır.

Böbrek Kanserinde Tanı Süreci

İleri evrede görülen böbrek tümörleri, karın muayenesi sırasında elle hissedilen sert bir kitle olarak belirlenebilir. Ancak pek çok böbrek kanseri, farklı bir nedenle yapılan ultrason veya tomografi sırasında rastlantısal olarak tespit edilir. Görüntülemede saptanan her kitle kanser anlamına gelmez. Bu nedenle, kitle görüldüğünde içeriği hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla kontrastlı bilgisayarlı tomografi veya MR istenir.

Bu yöntemlerde değerlendirilen bazı radyolojik özellikler, kitlenin kötü huylu olup olmadığı hakkında fikir verir. Ancak bazı durumlarda bu kriterler yeterli olmaz ve net bir tanı konamaz. Bu tür olgularda, riskli olan durum göz önünde bulundurularak, kitle kötü huylu kabul edilerek tedavi planı yapılır. Çünkü başlangıçta iyi huylu sanılan ancak aslında kötü huylu olan bir tümör takip edilirse, ilerleyen dönemde vücuda yayılabilir ve bu durumda uygulanacak cerrahi veya medikal tedavi etkisiz kalabilir.

Böbrek Kanserinde Tedavi Yöntemleri

Böbrek kanseri hangi evrede olursa olsun, iyileştirici bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Hastalığın tedavisinde temel yaklaşım cerrahidir. Ancak bazı durumlarda cerrahiye uygun olmayan hastalarda veya hastalığın yayılmış olduğu evrelerde kanser hücrelerinin yayılımını ve etkilerini yavaşlatmak amacıyla ilaç tedavileri de kullanılmaktadır.

Kanser tanısı konulan böbrekteki tümör, kitlenin yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak ya tüm böbreğin çıkarılmasıyla (radikal nefrektomi) ya da sadece tümörün alınmasıyla (parsiyel nefrektomi) tedavi edilir. Bu iki cerrahi yöntem hem açık hem de laparoskopik (kapalı) yöntemle uygulanabilir. Uzun yıllar boyunca açık cerrahi yöntem tercih edilirken, günümüzde laparoskopik tekniklerin gelişimi ile birlikte birçok merkezde kapalı ameliyatlar uygulanmaya başlanmıştır. Amerika ve Avrupa ülkelerinde standart haline gelen bu yöntem, ülkemizde bazı merkezlerde hala yeterli ekipman ve deneyimli cerrah sayısının sınırlı olması nedeniyle yaygınlaşmamıştır. Ancak bazı ileri evre vakalarda laparoskopik yöntem yetersiz kalabilir ve açık cerrahi tercih edilebilir.

Laparoskopik Ameliyatların Avantajları

Laparoskopik cerrahinin en büyük avantajlarından biri, daha önce 20-30 hatta 40 santimetreye kadar olan cerrahi kesilerin yerine çok daha küçük kesilerle operasyonun tamamlanmasıdır. Bu durum sadece estetik avantaj sağlamaz, aynı zamanda daha hızlı iyileşme, enfeksiyon riskinin azalması ve hastanede kalış süresinin kısalması gibi önemli katkılar sunar.

Özellikle diyabet gibi yara iyileşmesi yavaş olan hastalarda bu teknik büyük avantaj sağlar. Hastaların günlük yaşam aktivitelerine daha kısa sürede dönebilmeleri, işe dönüş sürelerinin kısalması, ameliyat sonrası daha az ağrı ve buna bağlı daha az ağrı kesici ihtiyacı da önemli faydalar arasındadır. Deneyimli ellerde laparoskopik cerrahi süresi açık ameliyattan daha kısa olabilmekte ve hastalar daha az süreyle anestezi almaktadır.

Language »