Doç. Dr. Mustafa Gürkan YENİCE
Prostat sadece erkeklerde bulunan, meni üretiminde katkı sağlayan bir bezdir. Yaklaşık büyüklüğü ve yapısı kestaneye benzer. Hastalar prostatın vücuttaki yerini anlamakta güçlük çekerler. Erkeklerde bulunan idrar torbası bir idrar kanalı ile penisin içinden dışarı açılır.
Prostatın yapısı ve fonksiyonu nedir
Prostat sadece erkeklerde bulunan, meni üretiminde katkı sağlayan bir bezdir. Yaklaşık büyüklüğü ve yapısı kestaneye benzer. Hastalar prostatın vücuttaki yerini anlamakta güçlük çekerler. Erkeklerde bulunan idrar torbası bir idrar kanalı ile penisin içinden dışarı açılır. Bu kanalın yaklaşık üçte biri vücut içerisinde kalır, üçte ikisi penisin alt kısmında boru şeklinde devam eder. Bu kanalın idrar torbası ile birleştiği yerde bu kanalı çepeçevre top gibi saran bir bez vardır ki buna prostat deriz. Prostat idrar kanalını çepeçevre sardığı için, prostat hastalıkları çoğu zaman kendini idrar şikayetleri ile belli eder. Mesela bu bezin büyümesi idrar kanalına baskı yapacağından dolayı hasta işemekte zorlanır. Ergenlik döneminde normal boyutlarına (20-30 gr) ulaşan prostat insanların yaklaşık yarısında 40-50 yaşından sonra büyümeye başlar.
Prostat kanseri nedir?
Prostatın birçok hastalığı olabilir, bunlar; Prostat iltahabı, iyi huylu büyümesi, kanser gelişimi gibi. Prostat kanseri, vücuttaki diğer kanserlerde olduğu gibi, prostat içindeki hücrelerin anormal büyümesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Burada karıştırmamak gereken konu, prostat kanseri her zaman prostat büyümesi ile birlikte olmaz, prostat büyümeden kanser oluşabileceği gibi, büyüyen bir prostatın içinde de kanser gelişebilir. Bir elmanın kurtlanıp bir yerinin çürümesi gibi düşünülebilir. Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden birisidir, ancak erken teşhis edildiği takdirde tedavi başarısı yüksek (kansersiz ve ek tedavisiz bir ömür geçirmeyi sağlayabilen) bir yapısı vardır.
Prostat Kanseri Belirtileri
Prostat kanserinde erken teşhis büyük önem taşımakla birlikte, bu hastalık her zaman belirgin şikayet ve bulgulara yol açmayabilir. Bu nedenle, 40 yaşını geçmiş her erkeğin en az iki yılda bir, 50 yaşından sonra ise yılda bir kez kontrol ve tahliller yaptırması önerilmektedir. Aile öyküsünde prostat kanseri bulunan bireylerde ise bu takip süreci daha sıkı yürütülmelidir.
Prostat kanseri bazı hastalarda idrar yapmada zorluk, idrar akımında azalma, sık idrara çıkma, idrarda veya menide kan görülmesi, boşalma sırasında ağrı, bel, kalça ve kemik ağrıları, ereksiyon problemleri gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak bu semptomların varlığı doğrudan prostat kanseri tanısı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle bu tür yakınmaları olan bireylerin bir üroloji uzmanına başvurmaları gereklidir.
Prostat Kanseri Tanı Yöntemleri
Tanı süreci hastanın tıbbi öyküsünün ayrıntılı bir şekilde alınması ve fizik muayene ile başlar. Prostat kanseri tanısında vazgeçilmez iki önemli işlem bulunmaktadır. Bunlardan ilki parmakla makattan yapılan prostat muayenesi, diğeri ise kan tahlili ile prostat spesifik antijen (PSA) düzeyinin değerlendirilmesidir.
Eğer parmakla yapılan muayenede anormal bir bulguya rastlanırsa veya PSA düzeyi yaş grubuna göre yüksekse ya da her iki bulgu birlikte bulunuyorsa, prostattan biyopsi alınması gereklidir. PSA için normal kabul edilen değerler; 60 yaş altı bireylerde 2.5 ng/mL’nin altı, 60-70 yaş aralığında 3 ng/mL’nin altı, 70 yaş üstü bireylerde ise 4 ng/mL’nin altıdır. Ancak PSA, kanserin %100 göstergesi değildir. Düşük PSA düzeylerinde de nadiren kanser saptanabileceği gibi, PSA’nın yüksek olması durumunda kanser dışında bazı diğer nedenler de (örneğin enfeksiyonlar, benign prostat hiperplazisi, sondalama) söz konusu olabilir.
Biyopsi işlemi günümüzde genellikle ultrason eşliğinde, lokal veya genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Bu işlemle alınan örnekler patoloji uzmanı tarafından değerlendirilerek kanserin varlığı, yerleşimi ve biyolojik davranışı hakkında bilgi elde edilir.
Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri
Prostat kanserinin en sık görülen tipi adenokarsinomdur. Bu tümör tipi kendi içinde agresiflik derecesi açısından farklılıklar gösterebilir. Kanserin agresifliği ile yayılım düzeyi (evre) birbirinden farklı kavramlardır. Bazı küçük boyutlu kanserler biyolojik olarak saldırgan özellikler taşıyabilirken, bazı daha büyük tümörler daha yavaş seyir gösterebilir.
Tedavi yaklaşımı belirlenirken tümörün evresi, derecesi, hastanın yaşı, ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar, PSA düzeyi ve varsa metastaz durumu birlikte değerlendirilir. Bu faktörlere göre en uygun tedavi seçeneği belirlenir ve hasta ile birlikte karar verilir.
Radikal Prostatektomi
Prostatın tamamen cerrahi olarak çıkarılması esasına dayanan bu tedavi seçeneği, erken evrede teşhis edilen hastalarda küratif bir yöntem olarak tercih edilir. Ancak hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da bu kararda etkili olmaktadır. Özellikle 75 yaş üzerindeki veya ciddi sistemik hastalığı bulunan bireylerde tercih edilmemektedir. Cerrahi girişim açık, laparoskopik ya da robot yardımlı yöntemlerle uygulanabilir. Başlıca avantajı kanserin tamamen ortadan kaldırılabilmesidir. En sık görülen dezavantajı ise ereksiyon problemleridir. Ayrıca idrar kaçırma ve rezidüel tümör dokusu gibi komplikasyonlar da görülebilir.
Hormon Tedavisi
Cerrahi girişim için uygun olmayan hastalarda tercih edilen bu tedavi seçeneğinde, kemoterapi değil; testosteron üretimini baskılayan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu yöntem genellikle ciddi sistemik etkiler yaratmamakla birlikte, hastanın cinsel fonksiyonları üzerinde belirgin etkileri olabilir. Bazı durumlarda radyoterapi veya kemoterapi ile birlikte uygulanabilir. Testosteron baskılandıkça testis hacminde küçülme görülür. Alternatif olarak, testislerin cerrahi olarak çıkarılması da benzer etkiyi sağlar.
Radyoterapi
Prostat içindeki kanser hücrelerini hedef alarak yok etmeyi amaçlayan radyoterapi, hem erken evre tümörlerde cerrahiye alternatif olarak hem de ileri evrelerde yayılımın kontrolü amacıyla uygulanabilir. Özellikle cerrahiye uygun olmayan bireylerde tercih edilebilecek bir seçenektir. Ancak tedavi sonrası kanserin tamamen iyileştiğini değerlendirmek zordur. Uzun süren irritatif mesane bulguları ve gastrointestinal yan etkiler görülebilir. Genellikle 5-6 hafta boyunca, haftada beş gün süren seanslar şeklinde uygulanır.
Kemoterapi
Hormon tedavisine yanıtsız kalan ileri evre hastalarda kemoterapi uygulanmaktadır. Bu tedavi yöntemi, genel olarak diğer kanserlerde kullanılan ilaçlara benzer özellikler taşır ve hormon tedavisine göre daha belirgin sistemik yan etkiler oluşturabilir. Bazı olgularda radyoterapi ve hormon tedavisi ile birlikte uygulanması gerekebilir.
Aktif İzlem
Çok erken evrelerde, düşük agresiflikte ve düşük PSA düzeyine sahip hastalarda, herhangi bir tedavi uygulanmaksızın sadece düzenli takip yöntemi ile izlem yapılabilir. Bu yaklaşımın amacı, hastayı gereksiz tedavilerin potansiyel yan etkilerinden korumaktır. Bu izlem sürecinde PSA takibi, parmakla prostat muayenesi ve gerektiğinde biyopsi uygulanır. Ancak birçok hastada bu strateji yerine, hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayacak yöntemler tercih edilmektedir.
